İstanbul Üniversitesi

amblem

İstanbul Üniversitesi’nin karakteristik özelliklerinden biri, asırlardır yükseköğrenimde lider konumunda bulunmasıdır. Tarih boyunca ülkemizdeki sosyal, kültürel ve siyasal yaşamda İstanbul Üniversitesi, etkileyici ve yönlendirici bir rol oynamıştır. Üniversitenin tarihi gelişimi incelenecek olursa, bu etki rahatlıkla gözlenebilecektir.
İstanbul Üniversitesi, sadece Türkiye’deki değil tüm dünyadaki en eski yükseköğretim kurumlarından biri, 1453′te Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiği zaman kurulmuştur. Eğitim, başlangıçta “medrese” olarak adlandırılan teolojik okullarda mümkün olmuştur. Bu okullar, 16. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı yönetim kadrosunu yetiştirmekte önemli ve vazgeçilmez bir rol oynamıştır. Gittikçe gelişmekte olan çağın gereklerini karşılayamayan medreseler, çeşitli yenilemelerle İstanbul Üniversitesi’nin çekirdeği sayılabilecek “Darülfunun”lara dönüştü.
İlk modern uygulamalı fizik dersleri, 1863′te Darülfunun’da verildi. 1870′te okul, “Darülfunun-u Osmani” ( Çoklu Bilimler Osmanlı Evi) olarak yeniden organize edildi. Bu sayede, modern bilimler ve teknolojinin gereklilikleri karşılanabilir oldu. 1900 yılında okula “ Darülfunun- u Şahane” adı verildi ve bu ad 1912 senesinde “İstanbul Darülfununu” olarak değiştirildi. Bu değişim beraberinde geliştirilmiş eğitim olanakları ve Tıp, Hukuk, Uygulamalı Bilimler, Edebiyat ve Teoloji gibi yeni bölümleri getirdi.
Mustafa Kemal tarafından başlatılan eğitim reformları çerçevesinde “ medreseler”, 1 Nisan 1924′te feshedildi. Modernizasyonun ilk aşaması olarak tıp, hukuk, edebiyat, teoloji ve bilimsel departmanları içinde barındıran “İstanbul Darülfununu” kuruldu. Atatürk’ün Üniversite Refomu kapsamında 1 Ağustos 1933′te enstitünün adı “İstanbul Üniversitesi” olarak değiştirildi. O yıllarda, İstanbul Üniversitesi; Almanya’yı “öğretim üyesi” sıfatıyla terk eden akademisyenleri ağırladı.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda; İstanbul Üniversitesi, ülkedeki tek yükseköğrenim kurumu idi; bu sebeptendir ki İstanbul Üniversitesi, günümüzdeki birçok üniversitenin eğitim kadrosunun yetiştiği üniversite pozisyonundadır. İstanbul Üniversitesi’nde yetişen bazı akademisyenler, ülke çapında başka yükseköğrenim kurumlarının açılması için girişimlerde bulundular. Buradan da anlaşılabileceği üzere; İstanbul Üniversitesi, Türkiye’deki bilimsel kadronun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi açısından tarih boyunca vazgeçilemez bir rol oynamıştır; oynamaktadır.
Bilimsel konumuna ek olarak; İstanbul Üniversitesi, Cumhuriyetin kurulmasından bu yana hayat ve bilim arasında köprü görevi görererek aydınlanma ve modernizasyonda lider rol oynamaktadır. İstanbul Üniversitesi, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına olan farkındalığını ve kararlı çizgisini hiçbir koşulda taviz vermeden muhafaza etmeye; aynı zamanda Türkiye’nin bilimsel ve özgürlük tarihinin bir yansıması olmaya devam edecektir.
Geçmişte de olduğu gibi; İstanbul Üniversitesi, bilimsel başarılarda öncü olmaktadır.
Mezunlarımız, çeşitli branşlarda sahip oldukları mühim pozisyonlarda ülkeleri için çalışmakta; topluma faydalı olmaktadırlar.